Bir Dünyalının Not Defteri

Aralık 8, 2008

SOSYOLOJİ TARİHİ 1[6] – Yrd.Doç.Dr.Suna TEKEL

Filed under: Ders Notları,Sosyoloji — kivanc @ 22:06

SOSYOLOJİ TARİHİ 1 Bölüm 6 GÜZ DÖNEMİ 2003Yrd.Doç.Dr.Suna TEKEL
http://http://web.inonu.edu.tr/~stekel/sostar16.htm

AUGUSTE COMTE (1789-1857)

Montesquieu, insani ve toplumsal alandaki çeşitliliği görmüş ve bu çeşitliliği bilimin yardımıyla düzene koymak istemiştir. Bunu ise hükümet ya da toplum tipleri tasarlayarak bütün toplumlar üzerinde etkili olan belirleyicileri sıralayarak sonuçta evrensel geçerliliği olan bazı ilkeler ortaya koymuştur. Comte ise, başlangıçta insani ve toplumsal birliğin insanlık tarihinin birliğini savunmuştur. Bu genel bakıştan sonra Comte’un özgeçmişini kısaca inceleyelim.

· 1789 19 Ocak. Montpellier’de orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.

· 1807-1814 Montpellier Lisesi’nde ortaöğrenimini tamamlamıştır.

· 1814-1816 Giriş sınavını birincilikle kazandığı Politeknik Okulu’na başlamıştır.

· 1816 Okul hükümet tarafından geçici olarak kapatıldığından Comte Montpellier’ e dönerek tıp ve fizyoloji dersleri almıştır. Daha sonra ise, Paris’e dönerek matematik dersleri vermeye başlamıştır.

· 1817 Saint-Simon’un yazmanı olarak çalışmıştır. Ancak bu dönem aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle bitmiştir.

· 1825 Caroline Massin ile evlenmiştir.

· 1826 Pozitif Felsefe Dersleri vermeye başlamıştır.

· 1826-1827 Zihinsel bunalım geçirerek sinir hastalıkları kliniğine yatırılmıştır, ancak tam iyileşmeden çıkmıştır, daha sonra ise intihara teşebbüs etmiştir.

· 1829 Pozitif Felsefe Dersleri’ni vermeye tekrardan başlamıştır.

· 1830 Pozitif Felsefe Dersleri’nin ilk cildi yayımlanmıştır. Öteki ciltler sırayla, 1835, 1838, 1839, 1841, 1842 yıllarında yayımlanmıştır.

· 1832 Politeknik Okulu’nda analiz ve mekanik hocası olarak ders vermeye başlamıştır.

· 1842 Karısından ayrılmıştır. Aynı zamanda Politeknik Okulu’ndaki görevinden de ayrılmış, ekonomik sıkıntıya düşmüştür, bu dönemde arkadaşlarının parasal yardımları ile yaşamıştır.

· 1845 Clotilde de Vaux ile tanışmıştır.

· 1846 Clotilde de Vaux’nu rahatsızlığı nedeniyle ölmesinden oldukça etkilenmiştir.

· 1847 İnsanlık Dini’ni ilan etmiştir.

· 1857 5 Eylül. Paris’te ölmüştür.

Comte sosyoloji biliminin ismini veren kişidir. Kendinden sonra gelen düşünürlerden özellikle Spencer ( evrimsel açıklama hakkındaki düşüncelerinden etkilenmiştir) ve Durkeim ( Comte’un dinsel konulardaki görüşlerini göz ardı ederek bilimsel incelemeye dair görüşlerini benimsemiştir) üzerinde oldukça etkili olmuştur. Ancak sosyoloji üzerinde uzun süren günümüze kadar gelen etkisi bilimsel yöntemin kullanılması suretiyle toplumsal olguların incelenmesi görüşü olmuştur. Toplumsal konularla ilgili olarak o dönemlerde yapılan çalışmalar genelde felsefi düzeyde ele alınırken, Comte kültür, sosyal değişme, sosyal yapı gibi soyut konularda deneysel çalışmalar yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Comte’un çalışmalarına bakıldığında en azından bir bölümü için, Aydınlanma’nın Fransız Devrimi’nin getirdiği değerler, toplumsal yapı değişiklikleri ile ilgili olarak bir tepki niteliği taşıdığını söylemek mümkündür. Comte o dönemde ortaya çıkan değişikliklerden rahatsızlık duymuştur. Toplumsal yaşam üzerinde ki bu yıkıcı değişikliklerin yarattığı etkiyi pozitif felsefe ya da pozitivizm aracılığı ile ortadan kaldırmak istemiştir. Comte’un bu bağlamda Bonald ve Maistre’in görüşlerinden etkilenmiş olduğu görülmektedir. Ancak Comte’un çalışmalarının iki yönden bu görüşlerden ayrıldığı görülmektedir; birincisi Comte tekrar Ortaçağ dönemindeki toplumsal yaşam düzenine artık geri dönmenin imkansız olduğunu ileri sürmüştür. İkincisi ise, Bonald ve Maistre’dan farklı olarak yaşadığı dönemde görülen düzensizlikleri çözmek amacıyla daha sonra diğer sosyologları da etkileyecek olan sistemli bir görüşü Saint-Simon’dan da etkilenmek suretiyle ortaya çıkarmıştır.

Comte’un düşüncelerinin temel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Comte, ilkönce bilimsel gözlemin , teolojik ve metafiziksel önyargılardan sıyrılmış bir şekilde toplumsal olguların incelenmesinde kullanılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu görüşü ile doğa bilimlerinin inceleme yöntemini benimsediğini görmekteyiz. Toplumu ve tüm insanlığı biyolojik bir organizma olarak ele almıştır. Burada Comte’un düşüncelerinde biyoloji biliminden oldukça etkilenmiş olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü bu toplumsal organizmayı incelemek için Comte yine biyoloji biliminden esinlenerek statik ve dinamik yapı kavramını getirmiştir. Toplumsal organizmanın incelenmesinde statik (durağan anlamında) yapı var olan toplumsal düzenin işleyişinin ana hatlarını ortaya çıkaracaktır. Dinamik ( değişme) yapıya dair incelemeler ise toplumsal yapıdaki değişmeleri ortaya çıkaracaktır. Comte’un düşüncesinde bu statik ve dinamik yapı düzen ve ilerleme kavramlarına denk gelmektedir. Yani, statik yapı var olan düzeni , dinamik yapı ise toplumsal yapıdaki değişmeleri gösterir ki bu değişmeler Comte’da ilerleme anlamındadır. Toparlayacak olursak Comte bilimsel yöntemin kullanılmasıyla yansız, metafizik ve teolojiden ayrılmış deneysel gözlemin kullanılması gerektiğini ileri sürerek , insanlığı toplumsal birliğe, düzeni ve ilerleyen toplumsal dünyaya, insanlık dininde cisimleşen bir anlayışa götürmek istemiştir. Diğer bir deyişle “Savoir pour prevoir, prevoir pour pouvoir” (Öngörmek için bilmek, iktidar için öngörmek) sözüyle anlatmak istediği gibi, Comte Simon’da görüldüğü gibi nasıl doğanın yasaları, işleyişi bilimsel yöntemin uygulanması ile ortaya çıkarılmış ve kontrol altına alınmış ise, yine bilimsel yöntemin kullanılması ile toplumsal dünyanın yasaları,işleyişi ortaya çıkarılarak kontrol altına alınabilecektir ve daha sonra reformlarla düzenlemeler yapılabilecektir.

Comte’un etkilendiği kişilerin başında Saint-Simon gelmektedir: Simon ile Comte birlikte “Toplumu Yeniden Yapılandırmak İçin Gerekli Bilimsel Çalışmalar” adlı bir makale yazmışlardır. Bu çalışma üç ana fikir ileri sürmüştür ki bunlar da Comte’un düşüncelerinin temeli olarak görülmektedir: Birincisi toplumsal dünyanın pozitif sosyal bilimlerin gelişmesi sonlanacak olan evrimsel gelişme düşüncesi, sosyal bilimlerde tıpkı doğa bilimlerinde olduğu gibi genellemeler ve yasalar ortaya koyacak olan deneysel araştırma yapılması, pozitif sosyal bilimlerin toplumsal yapıda yapılacak reformlarda nasıl etkili olabileceği konusudur. Burada görülmektedir ki pozitif sosyal bilim aracılığı ile toplumsal yapıya var olan karışıklıkları düzenlemek amacıyla reformlar yapılmak istenmektedir. Bu anlamda etkili olan düşünce ise sosyolojinin ve bilimin etkisi olmuştur. Comte Jaques Turgot’un insanlığın bir bütün olarak mükemmelliğe doğru ilerlemekte olması, her bir toplumsal aşamanın kendinden önceki ve sonraki aşama ile neden-sonu. İlişkisi içinde olması fikrini almıştı ve kendi üç hal kanununun belirleyici öğeleri olmuştur. Montesquıeu’nün Yasaların Ruhu adlı eserinde bahsettiği yasaların olayların doğasından çıkan zorunlu ilişkiler olduğu düşüncesini almıştır. Burada anlatılmak istenen toplumsal yasaların kendi doğasından kaynaklanan bir zorunlu gidişi olduğu düşüncesidir. Comte Condorcet’den bilim ve teknolojinin insanlığı sürekli ileri götürdüğünü, ilerlemenin kaçınılmaz olduğu, insan düşüncesinin birbirini takip eden belli evrelerden geçerek ilerlediği düşüncelerini almıştır. Bu görüşler ise yine Comte’un insan ve toplumların evrimsel gelişme aşamalarından zihni düzeyde meydana gelen değişmeler ile geçtiği ve her aşamanın bir diğerinden daha ileriye ( olumlu anlamda) gittiğini anlatmaktadır.

Comte sosyolojiyi öncelikle Simon’da da gördüğümüz gibi sosyal fizik olarak adlandırmıştır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, amaç bilimsel yöntemle toplumun işleyişindeki yasaların bulunması ve tıpkı doğa da olduğu gibi kontrol edilmesi daha sonra da reformlarla işlenmesidir. Burada doğa bilimleri bir model olarak alınmıştır. Yine önceden bahsettiğimiz gibi bu yeni bilim toplumun sosyal statik ve sosyal dinamik açıdan incelemelerini yapıp, genel işleyiş yasalarını ortaya çıkaracaktır. Comte, Aydınlanma ve Fransız Devrimi’nin toplumsal alanda ortaya çıkardığı karışıklıklardan duyduğu kaygı nedeni ile toplumsal yapının sosyal dinamik açıdan incelemelerine daha önem vermiştir. Comte’a göre toplumsal alanda devrimler yapılmasına gerek yoktur. Çünkü zaten toplumsal yapı evrimsel gelişme yasalarına uygun olarak daha iyiye, daha mükemmele doğru ilerleyecektir.

POZİTİF FELSEFE

Comte pozitif felsefe ya da pozitivizmin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Pozitivizm öncelikle bir bilim felsefesidir ve deneysel gelenek içinde yer almaktadır. Pozitivizmde metafizik spekülasyon reddedilmiş onun yerini sistematik gözlem ve deneye dayanan pozitif bilgi almıştır. Biz bilimin yöntemi ile olguların birarada var oluş ve birbirlerini takip etme yasalarını anlayabiliriz ancak incelenen şeylere/ nesnelere ilişkin olarak içlerinde saklı olan öz’ü doğayı anlayamayız. Toplumsal dünyaya uyarlanmış haliyle pozitif yöntem, her bilgi dalının geçmesi gereken bir ardışık durumlar yasası tespit eder; birincisi teolojik, ikincisi metafizik sonuncusu ise pozitif ya da bilimsel aşamadır. Comte, toplumun temel özelliklerinin o toplumda hakim olan entelektüel/ zihni formlarla şekillenmesinden yola çıkarak , insan toplumunun gelişimi ile ilgili olarak bir yasa ortaya koymuştur. Comte’ a göre Fransa’nın o dönemde yaşamış olduğu anarşi ve devrim, entelektüel anarşiden kaynaklanmıştır. İlahi hak ve halkın egemenliği gibi metafiziksel sorunlara bağlı olan çözülemez anlaşmazlıklar bir kenara bırakılıp tüm dikkatler toplumun pozitif bilimine çevrilmelidir. İyi temellendirilmiş bilgi, toplumda ortak fikir birliğinin temelini oluşturacak ve aynı zamanda doğanın bilimsel bilgiyi doğanın denetim altına alınmasında kullanılması gibi, toplumsal yaşamda da düzensizliğin nedenlerini ortadan kaldırmakta kullanılabilecektir.

Ana hatları ile anlattığımız pozitivizm o dönemde ondokuzuncu yüzyıl sonlarına doğru oldukça etkili olmuştur. Bilimsel bilginin anlamı olguların yasalarını öğrenmek daha sonra bunların yardımı ile gelecekteki olguları önceden görebilmektir. Böylelikle insanlar olguların yasalarının öğrenilmesi ile elde ettikleri bilimsel bilgileri ile mükemmel bir toplum yaratabileceklerdir.

COMTE’UN METODOLOJİSİ

Comte’a göre sosyolojinin inceleme metodu doğa bilimlerinde kullanılan bilimsel metodu olmalıdır. Bunları şöyle açıklayabiliriz:

1. Gözlem (Observation): Pozitif felsefe insanın bilgisinin gerçekte var olan olgular üzerinde toplanmasını gerekli kılmaktadır. İnsan aklı gücünün ötesindeki nedenleri araştırmayı terkederek , ilgisini somut olan, gözlenebilir olgular arasındaki değişmeyen ilişki ve düzenlilikleri yani işleyişindeki yasaları bulma üzerine toplamalıdır.

2. Deney (Experiment): Comte toplumun incelenmesinde deneyin zor olduğunun farkındadır, teorik olarak somut deneysel çalışmalar yapmak mümkündür, ancak uygulamada zorluklar karşılaşılmaktadır. Kişilerin yaşamı ya da kapalı cemaat tipindeki topluluklar üzerindeki araştırmalar örnek verilebilir. Comte sosyolojinin inceleme konusunun organik yani canlı dünya olması ile, bunun da karmaşık bir yapı oluşturması nedeni ile istatistik tekniğinin uygulanamayacağını ileri sürmüştür. Çünkü Comte’a göre canlı dünyanın incelenmesinde bütün parçalardan daha kolay görülmektedir. Diğer bir deyişle parça bütünün içinde daha iyi anlaşılmaktadır.

3. Karşılaştırma (comparison): Aynı toplum içinde toplumsal unsurlar; gruplar gibi birbirleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları yönünden incelenmektedir.

4. Tarihsel Metod (Historical Method): Aynı toplumla ilgili olguların, toplumu oluşturan unsurların değişik tarihsel dönemlerdeki durumunun incelenmesidir.

SOSYAL STATİK SOSYAL DİNAMİK ANLAYIŞ

Comte sosyolojinin inceleme alanlarını sosyal statik ve sosyal dinamik olarak ikiye ayırmıştır: Sosyal statik toplumun mevcut sosyal yapısı ile ilgili unsurların diğer bir deyişle var olan düzenin incelenmesidir. Sosyal dinamik ise, sosyal düzeni kargaşalık içine sokan değişme ve çatışma güçlerinin incelenmesidir. Bu çerçevede Comte, sosyal statik ve sosyal dinamiğin birlikte ele alınıp incelenmesini gerekli görerek, her ilerlemenin düzenin bir gelişimi olduğunu ileri sürmüştür. Statik toplumsl incelemeler; din, aile, mülkiyet, sosyal organizasyon, insan doğası gibi konuları ele alırken, sosyal dinamik ise; toplumsal unsurlardaki değişme ve bunlarla ilgili olarak gelecekte tahminler yapılmasını içermektedir. Comte toplumsal değişmenin buna bağlı olarak ilerlemenin etkileyici faktörlerinden birinin nüfus artışı olduğunu belirtmektedir. Toplumda artan nüfus ise işbölümünü gelişmesi sonucunu doğurmaktadır. Çünkü insanlar bir yandan artan nüfus diğer yandan yaşamlarını sürdürebilmek için gereksinim duydukları kıt kaynaklar karşısında yeni araç gereçler, geliştirmektedirler. Bu bağlamda bireylerin yetenekleri gelişmektedir. Comte’a göre nüfus artışı iş bölümüne , işbölümü de toplumsal farklılaşmaya bu ise insanların yeteneklerinin gelişmesine imkan sağlamaktadır.

ÜÇ AŞAMA YASASI

Comte’a göre insanlık tarihi ve bireyin gelişim tarihi insanın zihin yapısı diğer bir deyişle düşünme yapısındaki değişikliklerle ortaya çıkan birbirini takip eden üç aşama ile belirlenmektedir. Bu aşamaların her biri tarihsel süreç içersinde saf halde bulunmamaktadır, yani birbirinden kesin hatlarla ayrılmamışlardır, bazı konularda kişi ya da toplum bir aşamada iken bazı konularda bir diğer aşamada olabilmektedir. Comte ‘un üç hal yasası teolojik, metafizik ve pozitif olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır, şimdi bunları inceleyelim:

1. Teolojik Aşama; Bu dönem dünyanın başlangıcından 1300 yılına kadar geçen süreyi kapsamaktadır. Bu aşamadaki temel düşünce fiziki, sosyal diğer bir deyişle doğadaki ve toplumdaki tüm olayların doğaüstü güçler tarafından idare edildiğine duyulan inançtır. Doğa ve toplum Tanrı tarafından meydana getirilmiştir ve yönetilmektedir. Teolojik aşamada doğaya, insana, topluma dair var olan bilgiler ilahi özellik taşıdıkları için sorgulanmadan kabul edilmektedir. Comte teolojik aşamayı kendi içinde fetişizm, çoktanrıcılık ve tektanrıcılık olmak üzere üçe ayırmaktadır. Fetişizm; bütün herşeyin canlı sayıldığı bir anlayıştır. Çoktanrıcılık; yaşamın her safhasının farklı tanrılar tarafından belirlendiği düşünülmektedir. Tektanrıcılık ise tek bir tanrının olduğu inancına dayanmaktadır. Comte’a göre bu dönemin temel belirleyici unsur ailedir.

2. Metafizik Aşama;Bu aşama 1300 ile 1800 yılları arasındadır. Teolojik aşamadan metafizik aşamaya geçişi sağlayan ise Rönesans hareketidir. Bu aşamada belirgin olan toplumsal ve doğayla ilgili olguların birtakım soyut güçler ile açıklanmasıdır. Comte’a göre bu aşama pozitif aşamaya geçişi sağlamaktadır. Comte2’a göre bu aşamalardan her biri bir öncekinin sonucu bir sonrakinin ise hazırlayıcısı olmaktadır. Teolojik ve metafizik aşamada Comte, insanların doğadaki ve toplumdaki tüm olgularla ilgili olarak amaç ve nedenlerine ait mutlak bilgilere ulaşmak istemektedirler.

3. Pozitif Aşama: 1800’lü yıllardan itibaren ise bilimsel düşünmenin hakim olduğu pozitif aşamaya ulaşılmıştır. Bu aşamaya geçişi sağlayan ise Fransız Devrimi’dir. Bu dönemde insanlar doğadaki ve toplumsal yaşamdaki olguları açıklayabilmek için somut gözlenebilir olguları incelemeye yönelmişlerdir. Bu inceleme esnasında olgular arasındaki neden-sonuç ilişkileri gözlenip, bu ilişkilerdeki düzenlilikler ve ard arda gelişler yasalarla ile açıklanabilmektedir. Comte’a göre pozitif düşünme endüstriyel girişimcilerin ortaya çıkmasına imkan sağlamıştır. Buradaki temel birlik ise insanlıktır.

BİLİMLERİN SINIFLANDIRILMASI

Comte bilimleri matematik, astronomi, fizik, kimya, biyoloji ve sosyoloji olmak üzere sıralamıştır. Bu sıaralamada genelden özele, baitten karmaşığa doğru gidilmiştir. En başta bulunan matematik en genel ve en basit iken, en sonda bulunan sosyoloji ise en özel ve en karmaşık nitelikte bilim olmaktadır. Bu bilim sıralamasında sonradan gelen bilim kendinden öncekilerin yöntemlerinden yararlanmakla beraber onların yararlanamayacağı bir fazlalığa sahiptir. Sosyoloji; matematik, astronomi, fizik, kimya, biyolojiden yararlanmakla beraber onları aşan bir fazlalığa diğer bir deyişle kendine özgü bir konuya da sahiptir. Bu bilimlerin sıralaması da Comte’un üç hal yasasına göre belirlenmiştir. En başta bulunan matematik teolojik ve metafizik aşamalardan sonra ilk olarak pozitif aşamaya giren bilim dalıdır. Bu anlamda sosyoloji ya da toplumsal konularla ilgili düşünme ise pozitif aşamaya en son giren alan olmaktadır.

Bu ilkelere göre matematik; diğer bilimlerin temeli, en eskisi en mükemmelidir. Bilim ancak matematik ile anlaşılabilmektedir. Matematik biliminde düzenli ve sistemli bilgi edinme vardır.. Bu nedenle sosyoloji düzenli ve sistemli bilgi edinmek ve olgular arası ilişkileri açıklayabilmek için matematikten yararlanmalıdır.

Astronomi; matematik bilimine dayanmaktadır. Astronomi gök cisimlerinin hareketlerini ölçmek için gözlemler yapmaktadır, buradan açıklamalar yapmak üzere hipotezler geliştirmektedir. Bu nedenle sosyoloji gözlem tekniği ve hipotez kurma çalışmalarında astronomiden yararlanmalıdır.

Fizik; astronominin devamıdır, deney ise fizik biliminin en çok kullandığı yöntemdir. Sosyoloji deneysel çalışmalarında fizik biliminden yararlanmalıdır.

Kimya;Bilimsel yasalara ulaşmak için ilkönce inceleme nesnesi olan maddeleri analiz etmekte tekrar sentez yaparak açıklamalarda bulunmaktadır. Sosyoloji kimyadan sentez yapma yöntemini almalıdır.

Biyoloji; sosyolojiyi hazırlayan bir bilim dalı olarak biyoloji, ilkönce canlıların yapısal özelliklerini incelemekte daha sonra ise bu incelenen yapının çevresiyle olan ilişkisi bağlamında açıklamalar yapılmaktadır. Sosyoloji de ilkönce toplumsal olguları inceleyecek daha sonra ise, bunlara o olgunun ait olduğu toplumsal çevre göz önüne alınmak suretiyle, yani toplumun bütünü içerisinde değerlendirecektir.

Sosyoloji ise en karmaşık, en gelişmiş pozitif bilimdir. İnsan toplumunun ve etkinliğinin incelenmesidir. Sosyoloji sadece toplumsal yapıda var olanı değil aynı zamanda zorunluluk anlamında gelecekte olanı da bilmeyi sağlayacaktır.

 

KAYNAK KİTAPLAR

http://web.inonu.edu.tr/~stekel/kaynkitaplar.htm

 

ARON, Raymond Sosyolojik Düşüncenin Evreleri, Çev; Korkmaz Alemdar,Bilgi Yaınevi,4.Basım, Ankara, 2000
BOUTHOL, Gaston, Toplumbilimin Tarihi, Çev: Cemal Süreyya, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1971
COSER,L-ROSENBERG,B, Sociological Theory,Second Edition, Newyork,1964
Editor:PARSONS, Theories os Society, New York, 1965
FREYER,Hans İçtimai Nazariyeler Tarihi, Çev; Prof.Dr.Tahir Çağatay, İkinci Baskı, Ayyıldız Matbaası, Ankara, 1968
KIZILÇELİK, Sezgin, Sosyoloji Teorileri 2, Kuzucular Ofset, Konya, 1992
KIZILÇELİK, Sezgin, Sosyoloji Teorileri 1, Mimoza Yayınları, Konya, 1992
KÖSEMİHAL, Nurettin Şazi Sosyoloji Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1989
RITZER, George, Sociological Theory, Second Edition, New York, 1983
SCHILLING, Kurt, Toplumsal Düşünce Tarihi, Çev: Nihal Önol, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1971
SOROKİN, Pitirim, Çağdaşa Sosyoloji Kuramları 1-2, Çev; Münir Raşit Öymen, Kültür Banalığı Yayınları, Ankara 1994
SWİNGEWOOD, Alan Sosyolojik Düşüncenin Kısa Tarihi, Çev; Osman Hakınhay, Bilim ve Sanat Yayınları, ANKARA,1998.
YILDIRIM, Cemal, Bilim Tarihi, Remzi Kitabevi, 3. Basım, İstanbul, 1991
YILDIRIM, Cemal, Bilim Felsefesi, Remzi Kitabevi, 3. Basım, İstanbul, 1991
ZEITLIN, Irvıng, Ideology and The Development of Sociological Theory, Second Edition, Prentice Hall, 1981

Reklamlar

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: